ENJEKSİYON SONRASI SİNİR HASARI



sinir hasarı





Son zamanlarda yanlış iğne başlıklı haberler görmekteyiz. Yanlış iğne den felç oldu gibi, amniyotik bant haberi olayındaki gibi hala duymayanlarınız bu haberi şuradan okuyabilirler. Hemşireler olarak biz sürekli enjeksiyon yapanlar olduğumuz için bu haberlerin hedefi olan konumda çalışmaktayız.

Oldukça can sıkıcı olan bu durum günümüz avukatlarının da para kazanma yolu olduğu için hayli karşımıza çıkacağa benziyor. Bir komplikasyon olarak sınıflandırılan enjeksiyon sonrası sinir hasarı konusunda yazmak istiyorum. Dedim ya komplikasyon yani yan etki.


AVUKATLARIMIZ


Avukatlarımızın paylaşım yaptığı birbirlerinden yardım fikir aldığı bir platformu inceledim yorumlarına baktım, harıl harıl bu konuda nasıl tazminat kazanırlar bunun peşindeler, amenna ekmek paraları ise bu yol devam edebilirler. Ancak yorumlarına baktığımızda konuyla ilgili bilgileri olmadığı gibi sanki hemşireler bir enjeksiyon gelse de adamı yürüyemez hale getirelim diye bekliyorlar gibi görmekten çekinmiyorlar bizleri.

Enjeksiyon sonrası sinir hasarı; sadece enjeksiyon yapan kişinin hatası nedeniyle oluşan bir komplikasyon değildir, bunun çeşitli nedenleri vardır ve sadece küçük bir yüzdesi hemşire hatası olabilir ve bu olayın hemşire hatası olabilmesi için diğer tüm olasılıkların tam olarak düzgün olması gerekir, bunun belgelenmesi gerekir ve sonra hemşire suçludur denilebilir. Ne hikmetse önce hemşire suçludur deniliyor, sonra bilir kişi raporları vesaire ile hemşire kendini aklamaya çalışıyor ve en sonunda aklansa dahi yetmiyor bu sefer tüm sağlık camiası olayı ört pas etmekle suçlanıyor.

Durum böyle olunca da hemşire olarak hem baskı hem halkın tepkisi üzerimizden eksik olmuyor.

ENJEKSİYON


Gelişmekte olan ülkelerde yılda kişi başı 2 enjeksiyon yapıldığı ve bu enjeksiyonların % 50’sinin güvensiz uygulandığı, % 75’inin ise gereksiz olduğu belirtilmektedir (World Health Organization)

İntramuskuler enjeksiyon; 2-5 cc kadar ilacın kas içine verilmesidir. Kas, subkutan dokuya oranla bol damarlı olup, daha az sinir içermektedir. Bu nedenle fazla miktarda ve irritan olan ilaçlar verilebilir.

İntramuskuler enjeksiyon bölgeleri büyük sinir ve damarlardan zengin olması sebebiyle enfeksiyon riski de daha fazladır ve bu nedenle apse, kist, nekroz gibi durumlar daha sık görülmektedir.

Enjeksiyon uygularken; enjektör boyutu, enjeksiyon yeri, bunların şahsa göre (yaş, kilo, kaşektik yapı vs.) değişkenlik gösterebileceği, uygulama açısı dikkat edilmesi gereken önemli noktalardır. Uygulama sırasında sinir, damar ve kemik yapılardan uzak, emin bir bölge seçilmelidir (Çakırcalı E. İlaç uygulamaları)


KOMPLİKASYONLAR


Gluteal bölgeye uygulanan enjeksiyon sonrası gelişen en önemli komplikasyon siyatik nöropati iken apse, nekroz, enfeksiyon, kontraktür, hematom, kronik ağrı, periostit gibi komplikasyonlar da gelişebilir.

Siyatik sinir ise cerrahi işlemler, toksik maddelere maruziyet, enfeksiyon, bası yapan lezyonlar, penetran yaralanmalar, femur başı fraktürleri, direkt veya sinir yakınına yapılan ilaç enjeksiyonlarına bağlı olarak hasara uğrayabilir.

Tipik bulguları; düşük ayak, parmak fleksiyon ve ekstansiyon kaybı, dizestezi, süreğen bacak ve ayak ağrısı ve ayak duyusunun kaybıdır.


SİNİR HASARI NASIL OLUŞUR?


Enjeksiyon lokalizasyonunun yanlış seçimi, enjekte edilen materyalin bulunduğu yer ve kendine özgü etkisi de zedelenmede rol oynar. İğnenin kendisinin ya da enjekte edilen maddenin doğrudan doğruya sinire ulaşması, enjekte edilen maddenin kendisinin, oluşan ödemin veya oluşan nedbe dokusunun kitle etkisi ile de zedelenme oluşabilmektedir.

Gluteal kasın ince ve gluteal yağ dokusunun az olması halinde uygun olmayan yere yapılan enjeksiyonlarda yine zedelenme riski artar. Bu sebeple bebeklerde ve ileri yaşlardaki kaşektik kişilerde zedelenme daha sık görülmektedir.

Uzun iğne kullanılması, uygulamanın dik açı ile değil de daha paralel bir açı ile yapılması ve bireysel anatomik farklılıklar, varyasyonlar da riski arttıran diğer sebeplerdir. Ayrıca bazı antibiyotikler, lokal anestezikler, steroidler, paraldehit ve bazı analjezik ilaçlarda enjekte edilen materyal sinir dışında olmasına rağmen sinir hasarı gelişebilir (Bulut Y, 2007).

Enjeksiyonun sinir ile kılıfı/fasikülleri arasına yapılması durumlarında veya ilacın sinire yakın olarak veya epinöral seviyede birikmesi halinde; sinirin doğrudan yaralanmasından çok verilen ilacın yapısı nöronal hasara yol açmaktadır.

Epinöral seviyede ilacın göllenmesine bağlı yaralanmalarda bulguların başlangıcı daha geç ortaya çıkabilmektedir.

Enjeksiyon sırasında iğnenin sinire tekabül etmesi halinde ise; ani, şiddetli bir ağrı duyulur ancak, sinire isabet eden enjeksiyonlarda da nörolojik arazlar hemen ortaya çıkmaz; ilacın sinirde sebebiyet verdiği tahribata paralel olarak enjeksiyon anından daha geç zamanda görülür. Ancak değişik çalışmalarda; enjeksiyonun doğrudan sinir içine yapılmasının seyrek olduğu, hemen hemen mümkün olmadığı, bu nedenle zedelenmenin enjeksiyonun sinirin yakınına yapılması ya da siyatik sinirin içinden geçtiği boşlukların içinde ilacın göllenmesi sonucunda oluşabileceği bildirilmektedir.


Siyatik nöropatiye bazı ilaçların direkt nörotoksik etki göstererek sebep olduğu da sıçanlarda yapılan deneysel bir çalışmayla gösterilmiştir.

SONUÇ


Siyatik sinir lezyonlarının oluşmasında ülkemizde halen öncelikle enjeksiyon olmak üzere iatrojenik nedenler önemli yer oluşturmaktadır.

İntramuskuler enjeksiyon çok basit bir işlem gibi görünse de, komplikasyonları en aza indirmek için uygulayıcı yeterli eğitime sahip olarak; bölge anatomisini, enjeksiyon bölgelerinin avantaj/dezavantajlarını, enjeksiyon bölgelerinin sınırlarını, enjeksiyon uygulama tekniklerini iyi bilmeli ve bu bilgilerini sürekli güncellemelidir.

Her yıl milyonlarca enjeksiyon uygulandığını düşünürsek, bu ciddi sorunun çözümüne yönelik tüm çalışmalar yapılmalı, sağlık çalışanlarının karşısına malpraktis davası olarak geri dönen bu durum için başta komplikasyon/malpraktis ayrımı yapılarak, sağlık çalışanlarının da bu konuda gerekli eğitimi alması ve gerekli hassasiyeti göstermesi gerekmektedir.


Bu tür davalara hedef olan sağlık çalışanlarının haksız yere suçlanmasına neden olan, hem hastaların hem sağlık çalışanlarının korkulu rüyası olan ve basında daima ‘yanlış iğne vuruldu, felç oldu’ şeklinde başlıklarla sunulan bu durum hakkında hukukun mutlak dili; enjeksiyon sonrası bir kusur oluştuğu, öyleyse ortada bir ‘suç’ olduğu ve dolayısıyla bir de ‘suçlu’ olduğu şeklindedir.

Oysa bazen suçlu olmayabilir; yukarıda bahsettiğimiz varyasyonlar, ilaç primer etkisi, enjeksiyon sonrası oluşan ödem ve/ veya nedbe dokusu, bireysel anatomik farklılıklar, mükerrer enjeksiyonlarda uygulayıcı belirsizliği ve tanı koymada kesin bir yöntemin olmayışı gibi durumlar ‘suçlu’ kavramını ortadan kaldırmaya yetecek başlıca durumlardır.

Biz hemşireler tamamen bizden kaynaklanmıyor demiyoruz ancak diğer nedenler içerisinde hemşire hatası oldukça düşük olduğundan ve ispatlanmadan medyaya ve mahkemeye direk yanlış iğne, hemşire hatası gibi yansıtılması tüm meslektaşlarımızı rahatsız etmektedir.

Her meslekte olduğu gibi hatalı işlem elbette vardır ama ayırt edilmesi gerekmektedir. Bizler profesyonel hemşireler olarak kendimizi sürekli geliştirmeye ve bu konuda önlemler almaya devam edeceğiz.......




Yorumlar

  1. Bomboş ve faydasız bir yazı olmuş vakit israfı..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, okumak ve okuduğunu anlamak bazı kişiler için daha fazla zaman gerektirir. Olmuyorsa fazla zorlamamak gerekir.

      Sil
Yorumlarınız bizim için değerli, lütfen soru ve görüşlerinizi yazmaktan çekinmeyin.

Archive

İletişim Formu

Gönder