İHMAL VE MALPRAKTİS




Sizlere daha önce malpraktis konulu yazılar yazmıştım. Bu yazılara buradan ulaşabilirsiniz.

Çok faydalı bilgiler içeriyor. Mesleki anlamda sorumluluklarımızı tanımamız hemşireliğin gerekliliklerinden.

Zaten bu konu dersler de de okutulan bir konudur. Lakin bazen derslerde bunu anlamayabiliyoruz veya örnekler olmadığından es geçiyoruz. Çalışırken arkadaşlarımızın veya bizim başımıza gelebilir belkide geldi gelecek. Bu konu önemli çünkü her saniyemizde olabilecek bir konu.

Bunun hakkında yazdığım örnekler bu kez yurt dışından örnekler. Konuyu daha iyi anlamamıza yardımcı olması açısından. İlham kaynağım ise bugün okuduğum bir acil kitabı.

Öncelikle sıkıcı ama yararlı tanımlardan bahsetmek istiyorum;


İHMAL


İhmal, makul ve dikkatli bir kişinin aynı veya benzer koşullarda hareket edeceği bir şekilde davranmama olarak tanımlanıyor.

Yani bir durumu ihmal ettiğimizi şu şekilde anlayabiliriz, meslektaşlarımızın hemen hepsinin aynı davranışı gösterebileceği yorumsuz olan bir durum karşısında bizim bu davranışı göstermememiz.

İhmalkar bir davranışın sonuçları öngörülebilirdir.


Bir örnek;


Bir acil servis hastası, bekleme odasında oturuyor. Genç biri gelip hastayı darp ediyor. BEkleyen hasta ise bu olaydan sonra hastaneyi dava ediyor. Diyor ki; Hastane beni saldırganlardan koruyamadı.

Mahkeme şu kararı veriyor; Bir hastanenin acil servisinde şiddet içeren, cezai bir davranış ortamı olabilir. Şiddet eğilimli ve sarhoş bireyler, şuç işlemiş veya birtakım uyuşmazlık ile yaralanmış bireyler acil servise tedavi amaçlı sık sık getirilebilir.

Bazı durumlarda da bu şiddet acil servise taşınabilir. Bu durumu kontrol altına almak hastanenin sorumluluğundadır. Hastane üçüncü şahısları korumak ve tedbir almak ile yükümlüdür.


MALPRAKTİS


İhmalden farklı olarak malpraktis ise, bilirkişinin tanıklığını gerektiren bir durumdur. Malpraktis yönünden dava oluşması için, görev, ihlal, neden ve zarar gereklidir. Ayrıca uzmanlar tarafından uygulayıcının uygulama standartlarından uzaklaştığı ve zarar verdiği belgelenmelidir.

Çoğu malpraktis davası hemşirelere açılmamaktadır ama açılan davalar da vardır.


Bir örnek;


38 yaşında bir kadın acil servise öksürük ve göğüs ağrısı şikayeti ile başvuruyor. Triyaj hemşiresi hastanın bilgilerini alıyor ama ailede kalp hastalığı olduğu öyküsünü almıyor, sormuyor.

Hasta triyaj oluyor ve 30 dk sonra muayeneye geçebiliyor. Burada muayene hemşiresi hastayı sorguluyor ancak EKG veya monitorizasyon yapmıyor.

Doktor hastayı yaklaşık bir saat sonra görüyor. EKG hastaya 1,5 saat sonra takılabiliyor. Monitörize ediliyor MI tanısı ile gereken tedavi uzun bir süreç ile tamamlanıyor.

Hasta davacı oluyor, bekletildiğini söylüyor. Bilir kişi ise bu gecikme yüzünden hastanın bundan sonraki hayatını kalp pili ile devam edebileceği konusunda rapor veriyor.

Mahkeme hemşireleri EKG çekmeme, monitörize etmeme ve derhal doktora bildirmeme yönünden suçluyor.

ÖZET


Hemşireler çalıştıkları ortam bakımından oldukça karmaşık işler yürütüyor. Ama bu işlemleri yaparken hukuki uygunluk şartı tüm hemşireler için aranıyor.

Stresli ve kalabalık ortamlarda hukuki süreçler açısından çok dikkatli olmamız gerekiyor. Hastamızı dinlemeliyiz. 

Olası riskleri göz önüne almalıyız. Gerekli bildirimleri yapmalı ve kayıt tutmayı ihmal etmemeliyiz. 


Son Örnek;


Hasta acil servise kalçasında ağrı ile geliyor. Ağrı tanısı konuluyor, gerekli tedavi yapılırken hastanın ateşi çıkıyor. Ancak bu dikkate alınmıyor hasta taburcu ediliyor.

Daha sonra hastada enfeksiyon oluşuyor ve uzun bir dönem sancılı bir tedavi geçiriyor. Hasta sonra davacı oluyor. 

Özetle hasta hastaneye geldiğinde ateşinin olduğunun dikkate alınmadığını söylüyor, daha doğrusu hemşirenin kaydedip doktora bilgi vermediğini savunuyor.

Eğer ateş ile birlikte tanı konulsa idi bir enfeksiyondan şüphelenilebilirdi ve tedavi değişirdi bende bu şekilde olmazdım diyor.

Mahkeme hemşireyi suçlu buluyor.



Yorumlar

Yorumlarınız bizim için değerli, lütfen soru ve görüşlerinizi yazmaktan çekinmeyin.

Arşiv

İletişim Formu

Gönder